sağnak yağmurlu bir günün akşamından merhaba!dışarda bereket yağar evlerde o çok özlediğim kış muhabbetleri yapılır eskiden olduğu gibi, eski tadında olmasada hiç bir şey en azından çocukluğumu anmama vesiledir soğuk kış muhabbetleri.eskiden kar yağdığında günlerce yerde kalır erimezdi mevsimlermi değişti nedendir şimdi yağan kar ertesi gün eriyip gidiyor küresel ısınmadan olsa gerek.çocukken kardan adam yapar gözlerine kömür takar süsler püsler günlerce camdan onu izlerdim geceleri uyuyamaz acaba soğuktan üşüyormudur diye içime dert ederdim.sabah erken vakitte uyanıp hala yerinde duruyormu diye telaşla camdan kardan adamı kontrol ederdim.en güzel kışları çocukken yaşadım ben imkanlarımız kısıtlı olsada eğlence gırlaydı belki klasik türk filmlerindeki gibi olucak ama benim hiç oyuncak bebeğim olmamıştı ablamın bir tane sarı saçlı bebeği vardı çocukluğun verdiği kıskançlıkla bebeğiyle oynamama izin vermezdi köşe bucak bende kaçar bebeği olmadık yerlere saklardı sırf ben bulmiyim diye:))sonra birgün ablam dışarda oynarken aklıma oyuncak bebeği bulma fikri geldi evin her köşesine baktım her yeri aradım yok yok yok tam ümidimi kestiğim biranda kömürlüğümüz geldi aklıma koşarak gittim bir hışımla annemin eski çeyiz sandığının kapağını açtım tamda düşündüğüm gibi güneş saçlı bebek oradaydı ama ablama öfkemden olsa gerek bebekle oynamak yerine elime geçirdiğim çiviyle önce gözlerini sonra vücudunun başka yerlerini delik deşik ettim kollarını dişlerimle ısırarak kopardım daha hırsımı alamamıştım saçlarını ve ayaklarınıda koparmaya başladım bir kaç dakika sonrada bebekten geriye sadece parçalar kalmıştı.korku ve telaşla bebeği sandığa geri atıp fırtına gibi koşarak kaçtım eve hiç birşey olmamış gibi..sonrasında ablamın ağladığını hatırlıyorum hayal meyal bide annemin bana bağırışmalarını...kış tüm zerafetiyle bembeyaz yüzünü gösterdiğinde içim mutlulukla dolar taşardı çünkü bir çocuk için kış mükemmel bir oyundu aslında.yolları kaydırak yaparak leğenlere doluşup kaymaya bayılırdım sonra iki grup oluştururduk arkadaşlarımla kardan mavzerler yapardık savaş öncesi hazırlıktı bunlar soğuktan kaskatı kesmiş mosmor olan ellerimize aldırmadan küçük kartopuları yapar biriktirirdik mühümmat gibi savaş bizim için bir oyundu ve kurallara uymayanlar oyundan atılırdı.eve gelişim hep ağlayarak olurdu buz tutan ellerim ve ayaklarım sıcak sobanın yanında nasılda sızlardı...eldivenim ya yoktu yada takmıyordum galiba orasını hiç hatırlamıyorum aklımda kalansa mosmor ellerim.eskiden yastıklarımız şahmeran nakışlarıyla bezeliydi kafası insan vücudu yılan kadın hep ürkütmüştür beni bide evimizin duvarında bir geyik kafası asılı dururdu sonra duvarlarımız öyle şimdikiler gibi tablolarla değil at figürlü duvar halılarıyla süslüydü yerlerde koltuk yerine minderler vardı masa henüz keşfedilmemişti evimizde keşkede hiç keşfedilmeseydide bu büyü bozulmasaydı masada yemek yemekten nefret ediyorum:(((insanlar daha bir içten daha sıcak kanlı daha misafir perverdiler.siyah beyaz tv ve trt den başka kanal yoktu en sevdiğim çizgi film heman dı.gölgelerin gücü adına güç bende artık benim favori kelimemdi.hepimizin içinde bir çocuk vardır diye düşünüyorum ve yazımı burda kesiyorum sevgiyle kalın.
21 Aralık 2008 Pazar
sevgili günlüğüm
sağnak yağmurlu bir günün akşamından merhaba!dışarda bereket yağar evlerde o çok özlediğim kış muhabbetleri yapılır eskiden olduğu gibi, eski tadında olmasada hiç bir şey en azından çocukluğumu anmama vesiledir soğuk kış muhabbetleri.eskiden kar yağdığında günlerce yerde kalır erimezdi mevsimlermi değişti nedendir şimdi yağan kar ertesi gün eriyip gidiyor küresel ısınmadan olsa gerek.çocukken kardan adam yapar gözlerine kömür takar süsler püsler günlerce camdan onu izlerdim geceleri uyuyamaz acaba soğuktan üşüyormudur diye içime dert ederdim.sabah erken vakitte uyanıp hala yerinde duruyormu diye telaşla camdan kardan adamı kontrol ederdim.en güzel kışları çocukken yaşadım ben imkanlarımız kısıtlı olsada eğlence gırlaydı belki klasik türk filmlerindeki gibi olucak ama benim hiç oyuncak bebeğim olmamıştı ablamın bir tane sarı saçlı bebeği vardı çocukluğun verdiği kıskançlıkla bebeğiyle oynamama izin vermezdi köşe bucak bende kaçar bebeği olmadık yerlere saklardı sırf ben bulmiyim diye:))sonra birgün ablam dışarda oynarken aklıma oyuncak bebeği bulma fikri geldi evin her köşesine baktım her yeri aradım yok yok yok tam ümidimi kestiğim biranda kömürlüğümüz geldi aklıma koşarak gittim bir hışımla annemin eski çeyiz sandığının kapağını açtım tamda düşündüğüm gibi güneş saçlı bebek oradaydı ama ablama öfkemden olsa gerek bebekle oynamak yerine elime geçirdiğim çiviyle önce gözlerini sonra vücudunun başka yerlerini delik deşik ettim kollarını dişlerimle ısırarak kopardım daha hırsımı alamamıştım saçlarını ve ayaklarınıda koparmaya başladım bir kaç dakika sonrada bebekten geriye sadece parçalar kalmıştı.korku ve telaşla bebeği sandığa geri atıp fırtına gibi koşarak kaçtım eve hiç birşey olmamış gibi..sonrasında ablamın ağladığını hatırlıyorum hayal meyal bide annemin bana bağırışmalarını...kış tüm zerafetiyle bembeyaz yüzünü gösterdiğinde içim mutlulukla dolar taşardı çünkü bir çocuk için kış mükemmel bir oyundu aslında.yolları kaydırak yaparak leğenlere doluşup kaymaya bayılırdım sonra iki grup oluştururduk arkadaşlarımla kardan mavzerler yapardık savaş öncesi hazırlıktı bunlar soğuktan kaskatı kesmiş mosmor olan ellerimize aldırmadan küçük kartopuları yapar biriktirirdik mühümmat gibi savaş bizim için bir oyundu ve kurallara uymayanlar oyundan atılırdı.eve gelişim hep ağlayarak olurdu buz tutan ellerim ve ayaklarım sıcak sobanın yanında nasılda sızlardı...eldivenim ya yoktu yada takmıyordum galiba orasını hiç hatırlamıyorum aklımda kalansa mosmor ellerim.eskiden yastıklarımız şahmeran nakışlarıyla bezeliydi kafası insan vücudu yılan kadın hep ürkütmüştür beni bide evimizin duvarında bir geyik kafası asılı dururdu sonra duvarlarımız öyle şimdikiler gibi tablolarla değil at figürlü duvar halılarıyla süslüydü yerlerde koltuk yerine minderler vardı masa henüz keşfedilmemişti evimizde keşkede hiç keşfedilmeseydide bu büyü bozulmasaydı masada yemek yemekten nefret ediyorum:(((insanlar daha bir içten daha sıcak kanlı daha misafir perverdiler.siyah beyaz tv ve trt den başka kanal yoktu en sevdiğim çizgi film heman dı.gölgelerin gücü adına güç bende artık benim favori kelimemdi.hepimizin içinde bir çocuk vardır diye düşünüyorum ve yazımı burda kesiyorum sevgiyle kalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder