24 Kasım 2008 Pazartesi

sevgili günlüğüm

merhaba cevabını bulamadığım sualler zihnimi kurcalıyor şu günlerde herşey bir mezarlık ziyaretiyle başladı dedemin mezarını ziyaret ettiğim gün..ölümü düşündüm daha derin bir şekilde sonra kendi ölümümü ölümden sonraki yaşamı ve kısacık hayat hikayemi..
her şey nasılda boş ve anlamsız geldi gözüme neyin kavgasını veriyordumki nasılsa iki parça beze sarılıp 2 metrekare bir toprağa girmeyecekmiydim!bugün belki yaşıyor ve nefes alabiliyordum ama yarın yada 2 dk sonra yaşayacakmıydım?peki ya öldükten sonra üzerime toprak serildiğinde neler hissedecektim ben karanlıktanda çok korkuyorum toprak daraltır beni nefes alamam anneme seslensem gelip beni ordan çıkaracakmıydı en sevdiklerim bana yardım ellerini uzatabilecekmiydi... düşündüm düşündüm düşündüm!işte ölüm bu kadar soğuk ve acımasız.yapayalnız kendi hesabımı vermek zorundayım ne annem var yanımda ne babam nede kardeşlerim ben varım sadece.
ölümden sonraki yaşam için hazırlıklı olmalıyım herşey ibadetle sınırlı değil tabiki diğer önemli unsur maneviyattır.
öyleyse bu kibir bu kıskançlık bu bencillik nedir? başkasının özel hayattaki mutluluğunu kıskanırız ben neden mutluluğu yakalayamadım onlar neden mutlu! yada sınıf arkadaşımızın dersteki başarısını çekemez ve hep içimizden kötü not alır diye dua ederiz. iş yaşamındada sürekli sınıf atlamayı hedefleriz başkalarının önüne geçmek koltuğunu kapmak kariyer yapmak gibi hırs yaparız...sanki hiç ölmeyecek gibi hırslarımızla bencilliğimizle yaşamaya devam ederiz taki azrail gelip ümüğümüzü sıkana kadar..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İzleyiciler