21 Kasım 2008 Cuma

sevgili günlüğüm

başımın ağrısı mideme vururken elimdeki elmayı tek hamlede bitirme çabasındayım ne alaka derseniz masa başında bişeyler atıştırmak hiçde hoş bir durum değil yüksek disiplin kuruluna göre(bizim müdüriyetin sıkı kanunları vardır)neyse elmamı yerken aklım başka yerlere daldı gitti..
çocukluğum geldi gözlerimin önüne meyva bahçelerimiz üzüm bağlarımız kiraz ağaçlarımız....ve biran gözlerin doldu hastalığın verdiği duygusallıkla anılarım pekişince göz yaşları kaçınılmaz olur salya sümük ağlamakda hiç bana göre değil ağlayınca kendimi zavallı ve aciz hissediyorum o sebeplede çok az insan gözyaşlarıma şahit olmuştur .çocukluğumu özledim ilk defa hemde kendimi nasıl yaşlı hissettim o an yaş 25 sanki 50 oldum biranda geçen 25 yılıma nasılda hayıflandım düşündüm kendikendime koskoca 25 yıl ne yaptım diye... kendi adıma koskoca bir hiç evet az çok ideallerimi gerçekleştirdim fakat mutluluğumu ikinci baharlara erteledim durdum.aklımda kalanlar ise mutlu bir çocukluk yılları....kiraz bahçesi: sepet sepet kirazları gücüm yettiğince yerlerinden kaldırmaya çalışırdım arkadaşlarıma güç gösterisi yapmak kendimi ispat etmek istercesine sonra dalların en tepesine çıkıp kiraz yer çekirdeklerinide sağa sola atardımki toprak içinde yeni bir kiraz fidesi oluşsun diye kulaklarımda küpe gibi kırmızı kirazlarla ahhhh ben ne güzelim diye kendimi beğenirdim kirazın hem tadına hemde rengine aşıktım.. kiraz mevsimi bambaşka anıları barındırır içimde, sanki bir festival edasında tüm köylüler sabahın er vaktinde yola çıkarlardı traktörleriyle kadınlar ve çocuklar arkada erkekler önde patika yollardan ine çıka varılırdı kiraz bahçelerine sonra şarkılarla türkülerle neşeyle toplanırdı kirazlar ağaçlardan dalların kırılmamasına ayrıca özen gösterirlerdiki birdahaki seneya kiraz küsüpte meyvelerini esirgemesin diye...toplanan kirazlar gün batımıyla beraber traktörlere yüklenir evin yolu tutulurdu.....hayatta ikinci bir şansım olsa çocuk olurdum kiraz bahçelerinde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İzleyiciler