merhabalar güzel bir anımı paylaşmak istiyorum sevgili günlüğüm ve tüm okuyanlarla...ben çocukken diye başlamak istiyorum dizelerime. çocukken diyorum çünkü çocukluğumda yaşadığım mutluluğu ve anılarımı hala çok özlüyorum.nenemden bahsetmiştim ya sizlere bu seferde rahmetli dedemi ve onunla geçirdiğim güzel zamanları hatırlayabildiğim kadarıyla paylaşmak istiyorum.
ne zaman dedemi hatırlasam kızılcık ağaçları, soğuk su(derenin adı buydu) ve inek otlatığım günler gelir hatırıma öylece dalıp giderim uzaklara.nenemle olduğu kadar dedemlede(bawo)çok inek otlattığım zamanlar oldu.hatta birkeresinde tüm yaz hep dedemle beraber gittik inek otlatmaya.dedem, ben,ablam ve komşu kızı gırcikli meloş hep beraber yola koyulurduk sabah saatlerinde.meloşların 2 tane inekleri vardı oda bizimle beraber otlatmaya getirirdi ineklerini.inekleri yeşilliğe saldıktan sonra kocaman kızılcık ağacının yanında alırdık soluğu aman allahım nasıl güzel bir görüntü anlatamam, ağacın bütün dalları kırmızıya boyanmış. film karelerinde bile ender rastlanan büyülü doğal güzelliği vardı, bakmaya kıyamazdık.inekler otlaya dursun biz hemen ağacın dallarına tünerdik kuş gibi:))dedemse, havanın hararetinden olsa gerek bizden biraz uzakta derenin soğuk suyuna bırakırdı kendini, olanca heybetiyle suda çimerdi ve bize hep talimatlar yağdırırdı 'gıze çima runişti ka çelak'(neden oturuyorsunuz inekler nerde)oraya buraya koşuşturup dururdu bizleri.içimizde en uyanık meloştu bahçesinden topladığı hıyarları ve domatesleri bawo'ya sunardı. al bawo ye bizim bostandan topladım sinsi sinsi gülerdi bide gırcikli.bawo'da bu jest karşısında meloşa bişey demez hep ablam ve beni yollardı ineklerin peşine.
köyün en büyük çiftliğine sahipti; koyunlar,keçiler,inekler bide atı padişah,onu hep tımar ederken hatırlıyorum.oldukça varlıklıydı saygı görür itibar edilirdi heryerde.
dedem mert adamdı iri yarı oldukça heybetli bir yapıya sahipti.küçükken kulak arkası tokadını çok yemişim rahmetlinin.köye dışardan gelen bütün misafirler dedimin evinde günlerce konaklardı, misafir perverdi.yoldan geçen adamı çevirir zorla ya çay yada ayran ikram ederdi.bütün gelinleri çok korkardı dedemden. o en çok annemi severdi bu benim akrabam ses etmeyin diyede diğer gelinleri paylardı.bizde bir adet vardır gerçi şimdi tarihin tozlu sayfalarına karıştı ama doğuda halen devam ediyor bildiğim kadarıyla.babam bizleri kesinlikle dedemin yanında ne severdi nede adımızı anarak seslenirdi.hiç kucağına alıp sevip okşadığını hatırlamıyorum,annem ve diğer gelinler kesinlikle ne dedemin, nede amcalarımın yanında sofraya oturmaz yemek yemezlerdi saygıdan dolayı,başörtülerini ağızlarını kapatacak şekilde bağlarlardı.dedem girecek olsa onların olduğu yere, hemen ayağa kalkar ve otur demeden oturmazlardı.sert görünüşünün altında pamuk gibi bir kalbi vardı dedemin. çok merhametliydi.hac vazifesi sırasında mekkede bir resim çekilmişti onuda hemen yollamış gelmeden önce. ben hep yaser arafata benzetirdim halada benzetiyorum baktıkça rahmetli dedeme...canı çok kıymetli olduğundan hac sırasında tüm yerleri eniştemin(halamın kocası) sırtında gezmiş:)))toprağı bol olsun dedemi kaybedeli tam 10 yıl oldu hala çok özlüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder