Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar.
Dışarda, bozkırın üstünde birdenbire
taze toprak kokusu, kuş sesleri ve saire...
Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar,dışarda bozkırın üstünde pırıltılar...
Ve içerde artık böcekleriyle canlanan kerevet,
suyu donmayan testi ve sabahları çimentonun üstünde güneş...
Güneş,artık o her gün öğle vaktine kadar,bana yakın, benden uzak,sönerek, ışıldayarak yürür...
Ve gün ikindiye döner, gölgeler düşer duvarlara,başlar tutuşmaya demirli pencerenin camı : dışarda akşam olur, bulutsuz bir bahar akşamı...
İşte içerde baharın en kötü saatı budur asıl.
Velhasılo pul pul ışıltılı derisi,
ateşten gözleriyle bilhassa baharda ram eder kendine içerdeki adamı hürriyet denen ifrit...
Bu bittecrübe sabit, karıcığım, bittecrübe sabit...
Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar geniş
olduğuna şaşarak kımıldanmadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.Toprak, güneş ve ben...Bahtiyarım...
sevgili nazım hikmet ran...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder